Bir Gelecekten Dönüş Hikayesi

Web 3.0 ve Metaverse birlikte Elon Musk’ın villasından çıkarken görüntülendi. Bu görüşmenin amacının Musk’ın Neuralink projesi için işbirliği anlaşması olduğu düşünülüyor.

Size satılan en pahalı NFT eserlerinden birinden bahsedeyim. “Nyan Cat” uzay boşluğunda arkasında gökkuşağı bırakarak ilerleyen bir kedi. Kedinin üstünde her zaman reçelli tarafı yere düşen bir ekmek dilimi var. Ve kediler de her düştüğünde dört ayak üzerine düşüyor değil mi! İşte bu iki efsane durumun birleşmesi uzayda uçan bir hal alıyor ve bu NFT eseri 590.000 USD’ye alıcı buluyor. Ben sadece çarpıcı olan tarafından bahsetmek istedim hızla konuya girebilmek için merak ettiyseniz detaylı araştırmayı sizlere bırakıyorum.

Bu örnek ve metaverse ile birlikte bugünlerde her şey bir delilik gibi geliyor mu sizlere de? Bana geliyor ama bu iyi bir şey galiba. Çünkü delilik özgürlüktür. Aslında web 1.0’dan sonra web 2.0 da bir özgürlük arayışıydı. İnsanlar sadece okumaktan sıkıldılar. Okuduklarını beğenmek, yorum yapmak ve hatta üretmek istediler. İnterneti daha özgürce kullanmak istediler. Ve amaçlarına da ulaştılar. 2000 – 2010 yılları arasında statik web siteleri yerlerini dinamik olanlara, ortak sunucular yerini platformlara, seyirciler yerini üreticilere bıraktı. İşte tam bu noktada YouTube, Twitter, LinkedIn, Instagram ve daha niceleri devreye girdi ve bizleri yakından izlemeye, tanımaya başladılar. Bizi o kadar yakından izlediler ki nasıl sunarlarsa neyi satın alacağımızı öğrendiler. Basit bir beğeni tuşunun icadının arkasında insanların temel duyguları vardı; kibir, kıskançlık, nefret, heves. Evet, bugün üretebiliyor, ürettiklerimizi diğerlerine ulaştırabiliyor ve etkileşime girebiliyoruz. Bunun karşılığında ise emeğimizi, zamanımızı ve kişisel verilerimizi teslim ediyoruz. Aldığımız pay ise ya çok az ya da hiç. Çünkü bunu bir platform aracılığıyla yapıyoruz ve bu otorite/aracı kendi koyduğu kurallara göre payları dağıtıyor.

“www” dünya çapında ağ demek değil midir? Peki bu ağ için neden bir otoriteye ihtiyacımız var ki? İşte bu soru web 3.0’ın zeminini hazırladı. Önce bitcoin ortaya çıktı ve paranın esasında merkeziyetsiz olabileceğini haykırarak geleneksel finans düzenine başkaldırdı. Web 3.0 ise internetin merkeziyetsiz olabileceğini söylüyor ve metaverse ile birlikte güçleniyor. Web 3.0 ile bilgi bize geri dönüyor ve Dapp’ler ile ürettiğimiz her şeyin bir değeri oluyor. İşte NFT’de tam burada devreye giriyor. En basit tabiriyle bir şeyin gerçekliğinin dijital sertifikası olan NFT nadirliği ve sahipliği temsil ediyor ve ürettiğiniz NFT herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan alıcısına ulaştığı için geliri adil bir şekilde üreticisine aktarılıyor.

Son yıllarda sürekli duyduğumuz kavramlar bunlar; kripto para, NFT, blockchain, AR-VR, web 3.0, metaverse. Hepsi birbirleriyle doğrudan bağlantılı ve büyük bir başkaldırı zincirinin halkaları esasında. İşte bu büyük zincir diye tabir ettiğimiz organizasyonun adı da DAO yani; Decentralized Autonomous Organization (Merkeziyetsiz Özerk Organizasyon)

Şimdi de web 3.0 ile metaverse’ü akılda kalacak şekilde bağlayalım zaten kaderleri birlikte örülmüş de biz akıllarda tutalım; web 3.0 tüm bu merkeziyetsiz organizasyon için gerekli olan teknik altyapıyı, metaverse ise bu organizasyon içerisindeki kullanıcı deneyimini ve dış çevreyi ifade ediyor. Hazır metaverse hype yapmışken bahsetmeden olmaz. Metaverse, en basit ve benim en sevdiğim tanımıyla; gerçek ve sanalın bir bilim kurgu vizyonunda birleştiği ve insanların farklı cihazlar arasında hareket etmelerine ve sanal ortamda iletişim kurmalarına izin veren dijital bir dünya diyebiliriz. Peki bu dijital dünyada biz nasıl yer alabiliriz? Tabi ki bu meta evren için özel olarak tasarlanmış bir gözlük ya da şimdiki haliyle bir kaskla 😊 İşte tam bu noktada da bir kafa karışıklığı var. VR, AR, MR hepsi birbirine girmiş durumda. O zaman basit bir örnekle açıklayalım. Ben İstanbulda’yım ve New York’da bir arkadaşım var. New York’da çok sevdiğim bir grubun konseri var ve gitmek istiyorum. Lensimi takıyorum. Pardon, henüz o teknoloji yoktu 😊 İstanbul’da odamdayım, gözlüğümü takıyorum ve konser saatinde New York’da konser alanındayım. Bu VR (Virtual Reality) yani Sanal Gerçeklik. Arkadaşım New York’daydı. Şanslı hınzır kanlı canlı bedeniyle konser alanına gitti. Gözlüğünü taktı ve artık beni yanında hologram olarak görüyor. Belki yakında dokunabilecek de. Bu ise; AR (Augmented Reality) yani Arttırılmış Gerçeklik. Bir de MR (Mixed Reality) vardı değil mi. Hepsini şöyle özetleyelim o zaman; VR, insanları bulundukları yerden alır ve tamamen sanal bir ortama sokar; AR, sanal bir içerik katmanı meydana getirir ve sanal olanı görmemizi sağlar; MR ise gerçeklik ve sanal gerçekliğin bir karışımıdır. Gerçek ortamla etkileşime girebilecek sanal nesneler oluşturur.

Bu yeni dünya ile ilgili korkularım var mı? Evet. Çünkü dünyayı ne pahasına olursa olsun değiştirmeye and içmiş deliler bile şimdiden ikiye bölünmüş durumdalar. Geleneksel kanat bu yeni dünya kodlarının hakimiyetini bırakmak istemezken yenilikçi kanat ise tamamen sahipsiz ve merkeziyetsiz bir yeni dünya istiyor. Yeni evrende büyük riskler olduğunu kabul edersek tüm kararları bir topluluğun kontrolüne bırakmak kaosa yol açabilir evet ama bu kodların mülkiyetinin oyun kurucularda olması da tekelleşmeye yol açabilir. Yani nereden bakarsanız bakın bu geçiş diğerlerine hiç benzemeyecek. Bizi yeni hypler ve gündemler bekliyor. Bu yeni gelişmeler ile birlikte 2025 yılında birbirleriyle bağlantılı olacak cihaz sayısının 50 milyar adet; metaverse ile birlikte global oyun pazarı hacminin 400 milyar usd ve metaverse pazar hacminin ise 1 trilyon usd olacağı öngörülüyor. Çok ihtişamlı değil mi? Tabi tüm bu teknolojik gelişmelerin ve ilerlemenin kaynağı insan. Ve pek tabi tüm bunlar insanlığın daha iyi bir geleceğe sahip olması için yapılıyor(mu)? Ben olumlu tarafta kalmaya devam ediyorum ama web 3.0 ve metaverse birlikteliğinin sonucunda olacaklar tarafımı belirleyecek. Web 3.0 ve Metaverse; merkeziyetsizliği, veri demokrasisini ve hakkaniyetli paylaşımı temsil ediyor. Ben de tabi bu temsiliyeti destekliyorum. Sözde kalmadığı sürece.

Son olarak tüm hikayeyi baştan yazacak başka bir deli olan Elon Musk’un “Neuralink” projesi var tabi. Eğer projenin vadettikleri gerçekleşirse gerçek evren ve meta evren tabirleri de yok olacak. Çünkü birbirinden farkı olmayan iki evrenimiz olacak. X evreni ve Z evreni. Böylece “second life” oyun olmaktan öteye giderek gerçeğimiz olacak.

Çetin Emre Sadi, 2022

BENZER İÇERİKLER

DİJİTAL BÜLTEN ÜYELİĞİ

En Çok Görüntülenenler