Dijital Çağda Paranın Dönüşümü

Teknolojinin kendisiyle olan yarışında yaşanan gelişmeleri, beklenmeyen pandemi sürecinde ekonomik ekosistemin içine düştüğü kriz ortamında takip etmek ustalık gerektiren bir sanat gibi. Bankacılık sektöründe dijital dönüşümün artan ivmesi müşteri beklentilerinin basit, hızlı ve sorunsuz çevrimiçi ve mobil hizmetlere talebini arttırıyor. Yaklaşık 10 yıl önce dünya ekonomi pazarına tanıtılan yüzde 100 dijital bankaların “neobank” geleneksel bankalara rakip olduğu gerçeği ülkemizde yürürlüğe giren yeni düzenlemeler ile destekleniyor. Herhangi bir şubesi ve fiziki adresi olmayan, her türlü finansal aktivitenin dakikalar içinde gerçekleştirilebilmesi için çevrimiçi hizmet ortamını sağlayan genç nesil dijital bankalar gündelik hayatın bir parçası olan banka sırası bekleme alışkanlıklarını kökten değiştirecek gibi görünüyor.

Dünyada yaşanan 2008 mali krizinin yarattığı etki sonrasında, özellikle gelişmiş ülkelerde bankacılık sektörüne karşı duyulan güvenin azalması, teknoloji rüzgarını arkasına alan finansal değişim çağının en önemli tetikleyici gücü olarak görülüyor. Bankacılık sektörünün son 10 yıllık küresel değişimini özetlemek istersek finansal teknoloji inovasyonu ve dijitalleşme akımı en doğru ifadeler olur. Yaşanan pandemi sürecinin geleneksel bankacılık ve finans sektöründe acil bir dijitalleşme ihtiyacı olduğunu göstermesi ile dünyadaki ve ülkemizdeki çoğu banka kademeli olarak dijital süreçleri benimsemek için kolları sıvadı. Ancak dijital dönüşüm adımlarının havalı ifadeleri teorik dünyada cazibesini korusa bile ihtiyaç anında müşterilere hizmet verme konusunda geleneksel bankaların hazırlıksızlıklarını ve verimsizliklerini ortaya çıkardı.

Finansal hizmetler ve bankacılık sektörünün yeni çağı olarak görünen dijital bankacılık, bankacılık ürünlerini sunmak ve işlem sağlamak için yüksek düzeyde süreç otomasyonu, mobil uygulama ve web tabanlı hizmetler içeriyor. Bankacılık adına birçok kolaylığı kullanıcılarına hızlı bir şekilde sunan dijital bankacılık sistemleri; şifre, güvenlik resmi, cep anahtar kodu ve iki adımlı doğrulama gibi özellikleriyle müşterilerinin güvenliğinin en üst düzeyde olmasını sağlar ve bütün geçmiş işlemlere kolayca ulaşılmasına imkan tanıyarak otokontrol yapısı oluşturur. Dijital bankacılık terimi esas olarak çevrimiçi ve mobil bankacılık hizmetlerini tek bir çatı altında birleştiriyor. Bunun yanısıra dijital bankacılık kişiselleştirilmiş bir finansal yönetim platformu olarak kullanılabiliyor. Banka müşterileri, hesaplarının veya kredi kartı bakiyelerinin ötesinde, para ve finansal hedefleri hakkında daha bilinçli kararlar vermelerine yardımcı olabilecek mali durumlarıyla ilgili bilgilere erişmek ve kendileri için kişiselleştirilmiş hizmetleri almak istiyor. Bugüne yüzümüzü çevirdiğimizde yeni dünyaya adapte olan finansal teknolojiler, müşterilere harcamaları ve tasarrufları hakkında anlamlı bilgiler sağlamak için gelişmiş algoritmalar, makine öğrenimi (machine learning) ve yapay zeka (AI) kullanıyor. Dijital bankacılık konseptinin veri analitiği (data analytics) yaklaşımı, geleceğin kişiselleştirilmiş finansal raporlama yapıları oluşumunun başlangıç noktası niteliğinde yerini alıyor. Bu bakışla, geleceğin bankaları müşterilerinin finansal refahlarını sağlamak, bunu daha da iyileştirmek üzere yapılanacak ve tamamen müşterilerin ihtiyaçlarına göre tasarlanıyor. Müşteriler, yetersiz zaman ve bilgi sahibi olmadıkları işlemler nedeniyle bankalarının kendileri için en doğrusunu yapma konusunda yüksek güven duyacakları özel hizmetler talep ediyor. Dünya genelinde finansal ekosistem beklentisi, bankaların sadece düzenlemelere uyum için değil aynı zamanda sundukları hizmetlerin değerini artırmak, yalnızca zorunlu işlemleri değil aynı zamanda değer yaratacak kazanımları sağlamak için müşterilerinin verilerini işlemesi yönünde olarak karşımıza çıkıyor.

Dijital bankacılığın faaliyet esaslarını belirleyen ve 1 Ocak 2022’den itibaren yürürlüğe girecek olan dijital bankalara yönelik yeni düzenlemesi ile bankacılık hizmetlerine erişimin kolaylaşması ve finansal kapsayıcılığın artırılması hedefleniyor. Bir başka deyişle artık resmen şubesiz dijital banka dönemi başlamış oluyor. Yönetmeliğe göre, dijital bankalar, mevduat ya da katılım bankası olmalarına göre kredi kuruluşlarının gerçekleştirebileceği tüm faaliyetleri yerine getirebilecek. Dijital bankaların kredi müşterileri, yalnızca finansal tüketicilerden ve KOBİ’lerden oluşabilecek.

Şubesiz dijital banka; genel müdürlük ile genel müdürlüğe bağlı hizmet birimleri dışında muhabirlik, acentelik, temsilcilik gibi her ne ad altında olursa olsun teşkilatlanmaya gidemeyecek, fiziksel şube açamayacak ve genel müdürlüğe bağlı hizmet birimlerini amacı dışında fiziksel şube gibi kullandıramayacak. Bu bankalar ayrıca, dijital ortamda gerçekleştirilecek olanlar hariç kiralık kasa ve emanete alma işlemleri ile saklama hizmetlerini sunamayacak.

Dijital bankaların bir müşterisine kullandırabileceği teminatsız nakdi tüketici kredilerinin toplamı, ilgili müşterinin beyan edilen ve dijital bankalarca teyit edilen aylık ortalama net gelirinin 4 katını, müşterinin aylık ortalama net gelirinin tespit edilememesi halinde ise 10 bin lirayı aşamayacak. Kurul bu hükümde belirtilen oran ve tutarı değiştirmeye yetkili olacak.

Söz konusu bankaların faaliyet izni alabilmesi için asgari 1 milyar lira ödenmiş sermayeye sahip olması gerekecek. Bu tutar, Kurul tarafından artırılabilecek. Gerekli asgari ödenmiş sermaye tutarını 2 milyar 500 milyon liraya çıkaran dijital bankaların yapacakları başvuru üzerine Kurul, yeni durumda risklerini yönetebileceğine kanaat getirdiği dijital bankalar için faaliyet kısıtlamalarının tamamen ya da uygun göreceği bir geçiş planı çerçevesinde kademeli olarak kaldırabilecek.

Bununla birlikte, SPK’nın Kripto Varlıkların ve Kripto Varlık Platformlarının Düzenlenmesine Dair Değişiklik Taslağına bakıldığında kripto varlık platformları artık SPK’dan faaliyet izni alacak. BDDK ve TCMB’nin ödeme kuruluşlarında ve e-para şirketlerindeki yetkilendirme sürecine paralel bir şekilde lisanslama süreci tanımlanmış oluyor. Hazırlanan mevzuat ile, lisanslama sürecinin tanımlanması kaçınılmaz. Kurulun, platformlarda işlem görecek kripto varlıkların belirlenmesine, ve/veya işlem görmenin sonlandırılmasına (List & Delist) yetkili olacağı düzenlemede resmen belirtilmiş. Dünyada hiçbir ülkede benzerini görmediğimiz bir uygulama. SPK bu konuyu nasıl takip edecek, neye göre değerlendirecek, neye göre list veya delist edecek bu detaylar belli değil. Bu durumun, rekabetçi ortamı da zedeleyebileceği kanaatindeyiz. Piyasaların bağımsızlığı açısından sakıncalı olabilecek bir çok soruyu da beraberinde getiriyor.

Dijital para birimlerinin uluslararası ödeme sistemlerine entegre olması ile çok büyük değişikliklerin yaşanacağı bir finansal hizmetler alanı bizi bekliyor. Kripto varlıkların popülaritesi uzun zamandır devam eden bir olgu. Dijital para sistemlerinin karşı karşıya kaldığı büyük talep, zaman zaman spekülatif fiyatlamalara ve regülasyon eksikliği kaynaklı sorunlara yol a.sa da .deme sistemlerinde kalıcı bir değişimin ayak seslerini duymamızı sağlıyor. Uluslararası ödeme sistemlerinde dijital para birimlerinin yer almaya başlaması, bildiğimiz düzenin büyük ölçüde değişmesine sebep olacak.

Bu olumlu görünümün yanında salgının iyice hızlandırdığı bu köklü dönüşüm süreci, beraberinde bazı endişeleri de getiriyor. Özellikle finansal sektörde kullanılacak uygulamaların güvenliği ve çeşitliliği henüz keşfedilmemiş bir mecra olarak karşımızda duruyor. Teknoloji kullanımı yaygınlaştıkça siber güvenlik konusunda daha önce görülmemiş boyutta testlerle karşılaşılması olası. Veri güvenliği hiç olmadığı kadar önemli ve teknoloji, karşı taraf için de gelişiyor.

Diğer yandan, kripto paralar tarafında da berrak bir piyasa ortamı bulunmuyor. Kripto paraların erken yıllarında yaşanan bazı olumsuz deneyimler ve taşınan miras halen çok sayıda yatırımcı için bir soru işareti. Bunun yanında, 2021 yılında yaşanan spekülatif fiyat hareketleri de piyasanın derinleşmesi ve oturmasının önünde negatif bir algı oluşturdu. Tabi ki tüm bu yaşananlar dijital para birimlerinin olduk.a popüler bir yenilik olduğunu ve önümüzdeki 10 sene içerisinde hayatlarımızın bir parçası olacağı gerçeğini değiştirmiyor.

Peki Merkez Bankası Dijital Para Birimi tam olarak nedir? Merkez Bankası Dijital Para Birimi (CBDC) temelde elektronik para anlamına geliyor. Geleneksel nakit paralarda olduğu gibi bunu elinde bulunduran kişi merkez bankasının taahhüdüne sahip olmuş oluyor. Yine bununla elektronik ödemeler ve transferler yapılabilecek. Normalde merkez bankasının bastığı nakit para dışındaki varlıklarına erişim sadece banka gibi finansal kuruluşların sahip olduğu bir imtiyazdı. CBDC’lerin kripto para yerine geçmesine pek ihtimal verilmiyor. Çünkü kripto paraların arzına sınırlandırma konabiliyor. Bu sayede alışveriş ve para transferinin yanı sıra yatırım aracı olarak da kullanılabiliyor. Merkez bankasına ait paraların arzında ise dijital olsun ya da olmasın herhangi bir sınırlama bulunmuyor. Kripto paralarla yapılan her türlü işlem blokzincir teknolojisi (blockchain) sayesinde ortak sicil defterlerinde tutuluyor ve bu herkesin erişimine açık. Kripto paraların en büyük özelliği herhangi bir merkezi kontrol mekanizmasına ihtiyaç duymaması. Bu da blokzincir sayesinde mümkün oluyor. Merkez bankalarının dijital paralarda bu teknolojiyi kullanacağına dair ortak bir tutum bulunmuyor.

Blokzincir kullanılsa bile merkez bankalarının sicil defterini herkesin erişimine açması beklenmiyor. Sınırlı sayıda yetklendirilmiş kullanıcıya izin verileceği düşünülürken bu da kripto paraların temel dayanağı olan dağıtık finans (decentralized finance) kavramının dışında kalıyor.

Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda geleneksel bankacılık uygulamalarının tamamen ortadan kalkmasına olanak sağlayacak dijital yetkinliğe gitgide yaklaştığımızı söylemek mümkün. Özellikle geleneksel ve elektronik para kuruluşları CBDC’lerin merkezi olmayan finans sistemine entegrasyonu, dijital para birimlerinin uluslararası .deme sistemlerine entegre olması ve akıllı kontrat uygulamaları ile çok büyük değişikliklerin yaşanacağı bir finansal hizmetler alanının bizi beklediğini söyleyebiliriz. Bir ekonomik kriz sırasında insanlar yoğun bir şekilde paralarını çekmek isteyebilirler. Böyle anlarda bir darboğazı engellemek için çoğu merkez bankası dijital hesaplarda tutulacak paralara sınır koymayı planlıyor.

Dijital paralara yaşanacak yoğun bir göç ise hali hazırda bu hizmeti veren ticari bankaların ucuz ve istikrarlı bir gelir kaynağını kesme riski bulunuyor. Bakalım 2021 yılını Türk Lirası’nın döviz cinsinden para birimlerine karşı değer kaybı ile yaralı tamamlayan Türkiye ekonomisi, 2022 yılında bu risklere nasıl göğüs germeyi planlıyor…

Teşekkürler,
Onur Korucu

BENZER İÇERİKLER

DİJİTAL BÜLTEN ÜYELİĞİ

En Çok Görüntülenenler