Evde Geçen Günlerde Kaliteli Zaman Geçirmek İçin İçe Dönük Kişilik Tipinden Neler Öğrenebiliriz?

By

Dengeli bir yaşam, şüphesiz ki hepimiz için en sağlıklısı. Peki tabiri caizse dört duvar arasında kalmışken nasıl dengeli bir hayat yaşayabiliriz?

Evlerde kalma sürecinin başlamasından itibaren toplumda bazı kesim insanlar evde zamanlarını keyifli ve verimli geçirme konusunda oldukça zorlandı.

Ancak bir kişilik tipi var ki, sanki her zaman böyle bir duruma hazırmış gibi, bu düzene diğer kişilik tiplerine göre daha aşinaydı. Bu kişilik tipi tahmin edebileceğiniz üzere içe dönükler.

Kavram karmaşası yaşamamak adına: Bazı insanlar içe dönük olmayı asosyallik, eksiklik ve dezavantaj olarak değerlendirir ve içe dönüklerin hayatta başarısız olacağını düşünür.

İşin aslı farklıdır. Onlar kendi çevrelerine ve hayata karşı benzersiz özelliklere sahiptirler.

Peki karantina günlerinde dışa dönük insanlar, enerjilerini ve zamanlarını yönetmek için içe dönük kişilik tipinden neler öğrenebilir?

Üç temel başlıkta inceleyelim:

(Yazarın notu: Tabii ki kimse zorla evde kalmaktan dolayı mutlu değildir. Fakat yazının odağı, içe dönük kişilik tipinin dinamiklerini evde geçirdiğimiz süre içinde avantajımıza kullanmak ve ders almaktır. Keyifli okumalar!)


1) Enerji yönetimi: Artık dıştan içe değil, içten dışa.

Bu resim için metin sağlanmadı

Deşarj olmak için dış etkenlere ihtiyaç duyuyorsanız, karantina günlerinde işiniz oldukça zor demektir. Dışarıda gezmek, kafanızı dağıtmak sizi deşarj ediyor olabilir. Ne yazık ki artık böyle bir imkanınız yok. Bakalım bir içe dönük bu konuda neler yapıyor.

İçe dönükler düşünceleriyle baş başa kalıp, odaklanma dürtülerini tek bir noktaya kanalize ederken huzur bulabilirler. Yani zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamadığımız zamanları onlar kendi başlarına daha sık ve kolay yaşayabilir.

Beyin, dış uyarılara karşı devre dışı bırakıldığında; nihayet düşünceler duygular, anılar ve fikirler akış halinde dolanmaya başlar. Böylelikle deşarj olmak kolaylaşır.

Yani, enerjinizi yenileme konusunda önemli olan nokta, odaklanacak aktiviteyi dışarıda bulmanız değil; odağınızı istediğiniz noktaya kanalize edebilmenizdir.

Yazmak, okumak ya da sadece bir noktaya odaklanmak terapötik yönlere sahiptir ve bu durum dış unsurlara ihtiyacınız olmadan enerjinizi düzenlemenizi sağlar.

Bu yüzden enerjinizi yenileyecek ve ateşleyecek iç unsurlar bu dönemde çok daha önemli.


2) Uzmanlaşma ve Derinleşme: Seçtiğiniz konuyu kapsamlı bir şekilde ele almanın tam sırası.

Bu resim için metin sağlanmadı

“Çoğu içe dönük insan, bir konuda her şeyi bilene kadar yeterince şey bilmediğini düşünür.” ― Marti Olsen Laney

Elbette bu bir öz farkındalık meselesidir ve pek tabii her insan böyle bir bakış açısına sahip olabilir, fakat Martin Laney bu konuda içe dönüklerin biraz daha kolay iç gözlem yapabildiklerini ortaya koyuyor.

Mesleğiniz ya da ilgi duyduğunuz herhangi bir alandaki gelişiminizi amatör ruhla yapmak ile tamamen profesyonel bir bakış açısıyla yapmak arasında fark vardır. Bu yüzden hiçbir şey bilmiyormuş gibi düşünüp seçtiğiniz alanda derinlemesine çalışmak sandığınızdan çok daha yararlı olacaktır.

Ek olarak birinci maddede bahsi geçen enerji yönetimi konusunda da bu süreç oldukça yararlı olacaktır.

Aynı zamanda bir konuda derinleşmek ve öğrenme sürecinde soyut düşüncelere kapılmak; evin içinde yaşadığınız anlık iç sıkıntılarına da iyi gelecektir.


3) Sosyalleşme ve Doğal Ortam: Adapte olma zamanı.

Evet Aristo’nun da dediği gibi insan sosyal bir varlıktır ve hepimiz bir bütünün parçası olma ihtiyacıyla yaşıyoruz. Ancak insan olarak azımsanmayacak derecede de zihinsel adaptasyon becerisine sahibiz.

Susan Cain’in “Sessizlik: Susmayı Beceremeyen Bir Dünyada İçe Kapanıkların Gücü” isimli kitabından bir alıntıya bakalım:

“Sanılanın aksine içe dönük insanların sosyal becerileri gelişmemiş değildir. Onlar da sosyalleşmekten zevk alabilir fakat sonrasında pijamalarını giyip evlerinde huzuru yakalamak isterler.”

İşte burada huzuru yakaladığımız nokta önemli. Bakış açımız da bu huzurun doğal ortamını yaratan unsur.

Belki önceden dışarıda özgürce dolaşmak, bilmediğiniz sokaklarda kaybolmak, yeni yerleri keşfetmek size huzur veriyordu. Fakat insanlık tarihinin ilk zamanlarına gittiğimizde o ilkel dürtülerimiz hepimize unuttuğumuz şeyi hatırlatıyor:

En huzurlu olduğun yer mağarandır.

Evet, metrekare olarak hareket sınırlarımız inanılmaz derecede azaldı, fakat şimdi 4 duvar arasında sınırları zihnimizle kaldırma ve adapte olma zamanı.


Son Düşünceler ve İleri Okuma Önerisi

Tekrar altını çizmekte fayda var: Her insan farklıdır ve dışa dönük olsanız dahi bunları kolayca yapabilir ya da içe dönük olup da bunları yapmakta zorlanabilirsiniz.

Odaklanmamız gereken nokta, evde geçirdiğimiz süre boyunca hissettiğimiz ihtiyaçları olabildiğince verimli bir şekilde karşılamak, geçmişten gelen adaptasyon yeteneğimize ve bakış açımız doğrultusunda belirlenen zihin yapımıza güvenmektir.

Konuya ilginiz varsa, ileri okuma için şu kitapları öneririm:

Quiet: The Power of Introverts in a World That Can’t Stop Talking / Susan Cain

Introvert Power: Why Your Inner Life Is Your Hidden Strength Laurie / A. Helgoe

The Introvert Advantage: Making the Most of Your Inner Strengths / Marti Olsen Laney, Psy.D

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Hot News