Sanatla kurduğu güçlü bağı hayata geçirdiği iş birlikleriyle derinleştiren Lucca, bu kez sanatçı Eren Göktürk’ü ağırlıyor. Lucca’da yer alan ‘The Scene’ ve ‘Magician’ işlerinden de aşina olduğumuz Göktürk, bu sefer Lucca’ya yaptığı müdahalelerle mekanı yeniden kurgularken, misafirleri sanatsal pratiğini birlikte deneyimlemeye davet ediyor.
7 Mayıs akşamı Lucca, Göktürk’ün fotoğraf setinin bir parçası haline geliyor. Gündelik yaşamdan beslenen kurmaca işleriyle tanınan sanatçı, bu etkinlik kapsamında insansız tasarladığı sahnelere ilk kez izleyiciyi davet ediyor.
Sanatçının işlerinde kontrol ile rastlantı arasındaki gerilime ironik bir şekilde işaret eden ve tekrarlayan 3 objenin seramik edisyonları da bu vesileyle satışa sunulacak.
Eren Göktürk’ün isteği doğrultusunda hazırlanan menü ve servislerle şekillenen gece ve bir haftalık sergi, koleksiyon niteliğindeki bu pürüzsüz ve zamansız nesneler ziyaretçilere eşlik ederken, tüm bu sahnede yaşananların fotoğraflara nasıl yansıdığına da tanıklık ediyor.
Lucca; Mekan olmaktan öte, yaşayan bir deneyim alanı
Lucca, Bebek’in zamansız enerjisinden beslenen karakteriyle, gastronomiyi sanatla iç içe geçiren özgün bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor.
20 yılı aşkın süredir pek çok sergiye ev sahipliği yapan ve ‘Lucca Art’ çatısı ile; bienallerin, galeri açılışlarının ve sanat dünyasının en özel anlarının doğal buluşma noktalarından biri olarak konumlanan mekan, disiplinlerarası üretimlere alan açan yaklaşımıyla şehrin kültürel akışında kendine özgü bir yer ediniyor.
Sanatı mekânın doğal ritmine dahil eden bu dinamik yapı, deneyimi sabit bir kurgu olmaktan çıkarıp her seferinde yeniden şekillenen canlı bir sahneye dönüştürürken; Lucca’nın imza atmosferinde bir araya gelen lezzet, estetik ve üretim kültürü, mekânı İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatında ayrıcalıklı bir konuma taşıyor.
Eren Göktürk Hakkında
Eren Göktürk (d. 1985, Ankara), 2013 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nden mezun olmuş, yüksek lisans eğitimine aynı bölümde devam etmiştir. Sanatçı İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır.
Göktürk’ün pratiği, gündelik yaşamdan türeyen ve ondan ilham alan kurgusal sahnelere odaklanır; bu sahneleri detay, ışık, renk ve diğer teknik unsurlar aracılığıyla yeniden kurgular. Sanatçı, büyük ölçekli ve resimsel işlerinde detayın temsil ve anlatı potansiyelini öne çıkarır.
Detay vurgusunun yanı sıra, tüketim kültürü ile değişen kentsel ve toplumsal yaşam, pratiğinde belirleyici temalar arasında yer alır. Sanat tarihi, felsefe, sinema ve edebiyata yaptığı göndermelerle, çağdaşı geçmişle ilişkilendirir; zamansız ve tuhaf biçimde tanıdık sahneler kurar.