Odysseia, Homeros
Homeros’un ‘Odysseia’sı, savaş sonrası eve dönmeye çalışan Odysseus'un on yıl süren yolculuğunu ve bu yolculukta karşılaştığı sınavları işler. Karakterleri ve modern romana yakın kurgusuyla dünya edebiyatını derinden etkilemiş, çok sayıda esere ilham vermiş olan destan, birçok kez sinema ve televizyona uyarlanmıştır. ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’ bir arada okunduğunda, savaşın ve barışın, kahramanlığın ve insanlığın en eski ve en derin portresi ortaya çıkar.
“Öyle acılar, öyle acılar çekmişsiniz ki, Acı günleri düşünmekten sevinci unutmuş yürekleriniz.”
Geçmişe Yolculuk, Stefan Zweig
Zweig'ın aşkın sınır tanımazlığı üzerine yazılmış en etkileyici metinlerinden sayılan novellası ‘Geçmişe Yolculuk’, Ludwig'in çalıştığı fabrikanın sahibinin karısına duyduğu aşkı anlatır. Ludwig iş için Meksika'ya gönderilince araya 1. Dünya Savaşı girer ve ayrılık dokuz yıl sürer. Yıllar sonra yeniden bir araya gelen iki sevgilinin değişen hayatları ve geçmişin aralarından ayrılmayan gölgesi, aşklarının önüne geçemez. Zweig'ın 1920'li yıllarda kaleme aldığı düşünülen bu novella, 1970'lerde gün ışığına çıkmıştır.
“İnsan bazen elinde olanı, hayalindeki kadar güzel olmadığı için hor görür, kaybedince ise dünyalar kadar değerli olduğuna hükmeder.”
Kayıp Aranıyor, Sait Faik Abasıyanık
Sait Faik'in ikinci ve son romanı ‘Kayıp Aranıyor’, 1953'te önce Hürriyet gazetesinde bölüm bölüm yayımlandı, sonra kitaba dönüştü. Konsolos Vildan Bey'in kızı Nevin, mutsuz evliliğini bitirip babasının yanına döndüğü kasabada kendini bulmaya çalışırken balıkçı Cemal ile karşılaşır. Çevresinin baskısı ile kendi arzuları arasında sıkışan, iki dünyaya da sığamayan Nevin'in hikâyesi, kendi adıyla var olmaya çalışan bir kadının arayışıdır.
“Dünyada hiçbir şeyden, zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmem. İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı.”
Sessiz Ev, Orhan Pamuk
Dedelerinin yetmiş yıl önce siyasi sürgün olarak geldiği evde bir araya gelen üç torunun geçmişe dair anılarını ve yaşananları sorgulamalarını anlatan ‘Sessiz Ev’, her sayfasında geçmişin ağır yükünü yansıtır. Pamuk’un etkileyici anlatımıyla kendimizi bu evin kasvetli merdivenlerinden inerken bulur, duymamamız gereken bir konuşmaya kulak misafiri olacakmış gibi hissederiz.
“Şöyle geliyor bana: Sanki olmasını istediğim şeyler çok yavaş oluyor ve olurken de onları düşündüğüm ve beklediğim gibi olmuyorlar; hepsi sanki beni öfkelendirmek için ağır ağır geliyorlar ve sonra birden bir bakıyorsun, hemen geçip gitmişler bile.”
Uzağın Ötesinde, Peter Stamm
Mutlu bir evliliği olan Thomas’ın duyduğu bir sesin peşinden bilinmezliğe doğru çıktığı uzun yolculuğu merkezine alan ‘Uzağın Ötesinde’, okurlarını özgürlük, yalnızlık ve uzaklık gibi kavramlar üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Thomas ve eşi Astrid’in birbirinden ayrı ilerleyen hayatları, yaşananlara farklı açılardan bakma imkânı sunarken, ikilinin yolları bir gün yeniden kesişecektir.
“Gözlerimizde gecenin yıldızları, kamp ateşlerinin parıldayan korları, bacaklarımızda bir ritm, uygun adım ve ruhumuzda dinmek bilmeyen özlemi uzakların.”
Brideshead’e Son Gidiş, Evelyn Waugh
Okurunu İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı öncesindeki altın çağına götüren ‘Brideshead’e Son Gidiş’, Katolik bir aristokrat ailenin giderek solan ayrıcalıklı dünyasını anlatır. Savaş günlerinde, bölüğü Brideshead adıyla bilinen büyük ve eski bir malikânede görevlendirilen Yüzbaşı Ryder, buraya daha önce gelmiştir. Bu geri dönüş, farklı olacaktır.
“Çekilen acının ne olduğu asla bilinemez, onun kadar yaralanınca değersiz, iradesiz kalınca. Kimse acı çekmeden kutsallaşamaz.”
Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra
Eve dönmek gibi hassas, sarsıcı ve değişken bir konuyu kendine has üslubuyla anlatmaya koyulan Zambra, bu kitabında uzun zamandır zihninde birikenleri ortalığa döküyor gibi hissettirir. Aynı zamanda okurlarını da kendisiyle beraber geçmişine, çocukluğuna götürür. Pinochet diktatörlüğünde yaşanan zor zamanlarla, büyük 1985 depreminin acı kayıplarıyla yüzleştirir.
“Çünkü her ne kadar bir yabancının hikayesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikayemizi anlatırız.”
Miras, Vigdis Hjorth
Bir aile portresinin arka planını resmederken bir travma hikâyesi anlatan ‘Miras’, aile bağlarını ve kuşaktan kuşağa aktarılan manevi mirasları sorgular. Aile içindeki kırılmalara odaklanan eser, uzun ayrılıkların ardından insanın kendini arama ve bulma çabasını ele alır. Anlatması zor, hatırlaması sarsıcı konulara yakından temas eden ‘Miras’, her okurunda tanıdık bir yaraya dokunuyor.
“Anne ve babanın söylemleri çocukların gerçeklik kavramını öyle bir biçimler ki bundan yakayı kurtarmak neredeyse imkansızdır.”