Hayata Dair Şeyler, Paul Guimard
Fransız gazeteci ve yazar Paul Guimard’ın sarsıcı bir trafik kazasıyla başlayan kitabı ‘Hayata Dair Şeyler’, sıradan bir hayatın çoğu zaman gözden kaçırılan benzersiz kıymetini hatırlatır. Kazada ağır yaralanan sürücünün bilincinde bir avukatın, bir sevgilinin ve bir babanın eşsiz hayatı son kez canlanırken, okura ölümün eşiğinde bile sönmeyen o büyük yaşama coşkusu aktarılır. Bu etkileyici eser, yayımlandıktan üç yıl sonra 1970 yılında aynı adla beyaz perdeye uyarlanmış ve prestijli Louis-Delluc Ödülü'ne layık görülmüştür.
“Bana tuhaf gelen şeyi buldum. Bu insanlar benim hakkımda konuşuyor, benimle değil. Neden bana hitap etmiyorlar? Ben onların sohbetlerinin nesnesiyim. Nesne….”
Canvermezler Tekkesi, Selim Nüzhet Gerçek
Edebiyatımızın ilk gotik romanı olarak kabul edilen ‘Canvermezler Tekkesi’, Selim Nüzhet Gerçek tarafından Claude Farrère'in La Maison des Hommes Vivants adlı eserinden uyarlanmıştır. Rivayete göre ölümsüzlüğün sırrını ele geçiren Canvermezler, yüzyıllardır başkalarının hayatlarını kendi bedenlerine aktararak yaşamaktadır. Onları tanıyıp da hayatta kalan tek kişi Ali Nail'in anlattıkları, gotik edebiyatın tekinsiz ve karanlık dünyasını yansıtır.
“Madem ki çaresizdim, ne yapıp edip çabalamalı ve bu soğuk ve karanlık geceden kendimi kurtarmaya çalışmalı ve bunun için elimden geleni yapmalıydım.”
Daphnis ve Khloe, Longos
Longos'un yazdığı ‘Daphnis ve Khloe’, bebekken terk edilip çobanlar tarafından büyütülen iki gencin Lesbos Adası'nda geçen aşk hikâyesidir. Birbirlerine duydukları duyguyu adlandırmayı bile bilmeyen Daphnis ile Khloe'nin naif aşkı, ayrıntılı doğa betimlemeleriyle anlatılır. Pastoral edebiyatın ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen eser, pek çok sanat dalına ilham vermiştir. Goethe kitabın muhteşem güzelliğini hissetmek için her yıl bir kez okunmasını tavsiye etmiştir.
“Bugüne kadar hiç kimse aşktan kaçamadı, kaçamayacak da. Dünyada güzellikler oldukça ve gözler görebildikçe bu böyle devam edecektir.”
Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç
Ayfer Tunç’un çok sevilen eseri ‘Aziz Bey Hadisesi’, okurlarını incelikli, mahzun ve yalnız karakteri Aziz Bey ile tanıştırır. Bir gecede yaşanan sarsıcı olayların bir hayat süren etkisini anlatırken, yaşlılığın-da derin bir yalnızlığa sürüklenen bir adamın hikâyesine de odaklanan kitap, insan olmaktan doğan zaaf ve yanılgılar üzerine derin bir sorgulama sunar.
“Vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz.”
Sarı Duvar Kağıdı, Charlotte Perkins Gilman
Feminist bilinçle yazan ilk Amerikalı yazarlardan biri olarak kabul edilen Charlotte Perkins Gilman, ‘Sarı Duvar Kâğıdı’nda yine kadın bir ana karakterin başına gelenleri işler. Eşiyle beraber, kendisinin “perili ev” diye tanımladığı bir malikâneye taşınan ve odasındaki sarı duvar kâğıdını saplantı hâline getiren bu isimsiz kadının yaşadıklarını merkezine alan kitap, toplumsal cinsiyet, evlilik ve özgürlük gibi meselelere de farklı bir bakış sunar.
“Bütün gücümle kadınların, bütün kadınların kadınlığın ne olduğunu nihayet anlamasını diledim; gücünü ve gururunu ve hayattaki yerini anlamalarını.”
Şeyler, George Perec
Perec, ana karakterleri Jérôme ve Sylvie aracılığıyla bizi “eşyalar” ve sahip olma arzusu üzerine düşünmeye davet ettiği eseri ‘Şeyler’de, modern insana adeta 1960’lı yıllardan ayna tutar. Özgürlüklerinden ödün vermeden her şeye sahip olmayı düşleyen Jérôme ve Sylvie için nesnelerle örülü bu yaşam, başka sorunları beraberinde getirecektir. Oldukça tanıdık anlatısıyla ‘Şeyler’, keskin ve düşündürücü bir toplum eleştirisidir.
“Mutluluğu düşlediklerini sanıyorlardı; hayal güçlerinin serbest olduğunu, muhteşem olduğunu, dalga dalga evrene nüfuz ettiklerini sanıyorlardı. Ama bir bakıyorlardı ki yalnız, hareketsizler, içleri biraz boş.”
Yolpalas Cinayeti, Halide Edib Adıvar
İlk kez 1936’da Yedigün dergisinde yayımlanan ve 1937 yılında da kitap halinde okurlarıyla buluşan ‘Yolpalas Cinayeti’, psikolojik yönü ve toplumsal tahlilleriyle öne çıkan bir eserdir. Yolpalas Apartmanı’nda Akkız’ın başından geçenleri öğrenmeye çalışırken, sınıf farklılıklarının ve yoksulluğun yıkıcılığına, insan hayatı üzerindeki etkilerine bir kez daha tanık oluruz.
“Sahiden deliydi fakat deliliğini saklayacak kadar akıllı, insanların elinden kurtulmak fırsatını kaçırmamayı bilecek kadar akıllı.”
Lady Susan, Jane Austen
Austen’ın karşılıklı mektuplar üzerinden ilerleyen kitabı ‘Lady Susan’, alışılageldiği gibi evlilik olgusuna farklı bir bakış sunar ve kadın karakterlerine olaylara doğrudan müdahale etme ve akışı değiştirme hakkı tanır. Yeni dul kalmış güzel ve çapkın Lady Susan Vernon’ın entrikalar ve çalkantılarla dolu yaşantısından kesitler sunan eser, yazarın çağının çok ilerisindeki incelikli dilinin ve mizah anlayışının da bir yansıması niteliğindedir.
“Yani kısaca söylemek gerekirse, bir insanın her zaman kandıracağına ikna olduysan, tutarlı olman imkânsızdır.”