Dijital Obezite

By

Teknolojiye ihtiyacı olmasa bile insanların çevrelerini görmeleri, güzellikleri fark etmeleri ve varlıklarının önemini anlamaları oldukça zordu. Buna ek olarak akıllı telefonlar ile gelen teknolojiye sürekli bağlantı hali insanlık için farklı bir sınav olmaya başladı. Artık insan tüm komşuluk, akraba ve arkadaş iletişimini akıllı cihazlar ve platformlar ile beraber yönetirken gündelik, sade ama kıymetli olandan hızla ve sorgusuz sualsiz uzaklaşmaktadır. Bundandır ki giderek yalnızlaşmakta ve daha çok akışın içinde yer almaktadır.

Dijitalleşme ile beraber değişen sadece insan değildir. İlişkiler ve iletişimde değişiyor. Arkadaş, komşuluk veya akrabalık artık dijital platformlarda yürütülüyor. Bunun sonucunda ise komşumuzu tanımayan insan, kişisel bağlantısı olmayan birisini komşusundan ve akrabasından daha iyi tanıyor.

Dijital obezitenin başlangıcının belirli ve anlaşılabilir bir sebebi var; bilgiye ulaşma ihtiyacı. Teknolojinin ve iletişimin hızlanması ile beraber analog insan beyni bu değişime ayak uydurmayı beceremez durumda. Bu yüzden beyin daha çok bilgi talep ediyor ve klasik bilgiye ulaşma yöntemleri bu talebe hızlı ve kusursuzca karşılık veremiyor. İnternet ise bunu anında sağlayabiliyor, hatta merak duygusunu arttırarak yapıyor. Bu döngünün sonunda da bilgiye ulaşma ihtiyacı insanı ele geçiriyor. Merak ile beraber daha da körüklenen bu bilgi ihtiyacı ile insan ve bilgi ağları sürekli birbirine bağımlı hale geliyor.

Günlük 7 saatlik internet ve 2 saat 49 dakikalık sosyal medya kullanım süresi ülkemizin ortalaması. Her dakika daha bağlı bir hayat yaşıyor insanoğlu ve bu yüzden de obezite giderek yaklaşıyor. Teknoloji daha da hızlanırken bilinen iletişim, kültür ve temel bağlarda bir değişme meydana geliyor. Bu yüzden dijital obezitenin çözümü telefonu bırakmak değil, doğru kullanmayı tekrar keşfetmek ile mümkün olacaktır. Televizyonu zamanla kullanmayı öğrendiği gibi teknolojiyi de doğru kullanmayı insanoğlu hızlıca öğrenmek zorundadır.

Dijital obezitede sürekli bağlantı bir sorun ama sadece bununla sınırlı değil. Sorunların en başında gelen maddeler ise hep insan ile ilgili. İnsan kendisi tanımıyor ve çevresinden uzaklaşıyor. Gerçekten var olup olmadığını bile anlayamıyor ve yaşamının amacını aramıyor. İnsanın kendisi ve çevresi sayısız güzellik ve tanımlanmamışlıklarla doluyken insan hiç bilmediği veya işine yaramayacak bilgilerin arayışına düşüyor. Gözünün önünde olandan, gerçekliği şüpheli olan hayatlara doğru kayıyor. Bunun sonucunda ise arafta kalıyor. Ne gündelik hayata, ne de dijital hayata tam olarak geçemiyor…

Dijital obezite kurtulması oldukça zor bir bağlılık hali. Bu bağımlılığın sürekli olarak artacağını ve yeni gelecek teknolojilerle beraber besleneceği gün gibi ortada. İnsan her durumda bir topluma bağlı bir hayat sürmek zorunda ama asıl olması gereken insanın öncelikle kendi iç dünyasına bağlı hale gelmesi.

Her teknoloji için aynı koşullar geçerli. Teknolojinin anlaşılması, çözeceği sorunlar üzerine düşünülmesi, deneyimlenmesi, regüle edilmesi ve sonrasında sürekli olarak geliştirilmesi… Bunun insan hayatına etkileri veya kültürel ve sosyal dönüşümleri üzerine çok düşünülen kavramlar değil. Ama asıl olan her teknolojinin insan hayatını daha ileriye taşımak için var olduğudur. Teknoloji sadece bir araç, gidilen yol ise insan hayatının daha iyiye doğru taşınmasından ibaret. Bu yüzden teknolojiyi değerlendirirken sosyal ve kültürel yönlere de bakmanın gerekliliği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Teşekkürler,
Tomorrow

 

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Hot News